Bazen cevabı bilmediğimiz için değil, bildiğimiz cevapla ne yapacağımızı bilemediğimiz için dururuz.
Bir kararın eşiğinde olabiliriz. Aynı ilişki örüntüsünün içinde yeniden kendimizi bulabilir, hayatımızın ya da işimizin yönünü değiştirmek istediğimiz hâlde nereden başlayacağımızı göremeyebiliriz.
Böyle zamanlarda çevremizden pek çok öneri gelir:
“Biraz daha bekle.”
“Hiç düşünmeden yap.”
“Ben senin yerinde olsam…”
“Fazla büyütüyorsun.”
Bu öneriler iyi niyetli olabilir. Hatta bazıları işimize de yarayabilir. Fakat başka birinin cevabı, bizim koşullarımızda her zaman aynı karşılığı üretmez.
Çünkü yaşadığımız mesele yalnızca görünen seçeneklerden oluşmaz. İhtiyaçlarımız, değerlerimiz, ilişkilerimiz, geçmiş deneyimlerimiz, bedenimizin verdiği tepkiler ve içinde bulunduğumuz koşullar da düşünme biçimimizi etkiler.
Bazen ihtiyacımız yeni bir cevap değil, bütün bunları birlikte görebileceğimiz bir düşünme alanıdır.
Koçluk böyle bir alan açar.
Koçluk nasihat vermek değildir
Koç, sizin yerinize karar veren, ne yapmanız gerektiğini söyleyen veya hayatınızın doğru yolunu bilen kişi değildir.
Çünkü koçluk ilişkisinde yaşamınızın uzmanı sizsiniz.
Koçun görevi hazır cevaplar sunmak değil; düşünme biçiminizi görünür kılacak sorular sormak, söyledikleriniz arasındaki bağlantıları duymak, fark edilmeyen varsayımları yansıtmak ve kendi seçeneklerinizi oluşturabileceğiniz güvenli bir alan kurmaktır.
Bu, koçun hiçbir bilgi ve yönteme sahip olmadığı anlamına gelmez. Profesyonel bir koç; dinleme, soru sorma, farkındalık oluşturma, hedef belirleme ve öğrenmeyi eyleme taşıma konusunda eğitimlidir.
Ancak bu beceriler kişiyi yönlendirmek için değil, onun kendi düşüncesini derinleştirmek için kullanılır.
İyi bir koçluk sorusu size yabancı bir cevap yerleştirmez.
Zaten orada olan fakat henüz birbirine bağlanmamış parçaları görmenize yardım eder.
Sorular neden fark yaratır?
Günlük hayatta sorularımızın çoğu hızlı bir cevap bulmaya yöneliktir:
“Ne yapmalıyım?”
“Hangisi doğru?”
“Bu durumdan nasıl kurtulurum?”
Bu sorular anlaşılırdır. Fakat bazen meseleyi yalnızca çözülecek bir sorun olarak görmemize neden olabilir.
Koçlukta soru biraz değişebilir:
Bu karar senin için neden önemli?
Hangi ihtiyacını korumaya çalışıyorsun?
Seni durduran şey isteksizlik mi, yoksa kararın olası bedeli mi?
Bugünkü koşullarınla geçmişte öğrendiğin şeyler nerede birbirine karışıyor?
Bu seçeneklerden biri değerlerinle, diğeri güvenlik ihtiyacınla mı ilişkili?
İstediğin değişim gerçekleşirse hayatında ne farklı olacak?
Bu soruların sihirli bir gücü yoktur. Değişimi yalnızca soru yaratmaz. Fakat doğru zamanda sorulan bir soru, alışıldık düşünme yolumuzdan çıkıp meseleye başka bir bağlamdan bakmamızı sağlayabilir.
Bazen yeni bir cevap bulmayız.
Ama eski cevabın neden artık yetmediğini fark ederiz.
Koçluk neyi değiştirebilir?
Koçluk geçmişte yaşananları değiştiremez. Başkalarının nasıl davranacağını kontrol edemez ve hayatın bütün belirsizliklerini ortadan kaldıramaz.
Fakat kişinin yaşadığı durumla kurduğu ilişkiyi değiştirebilir.
Daha önce yalnızca iki seçenek gördüğümüz yerde başka ihtimalleri fark edebiliriz. Kendimize dair kesin sandığımız bir hükmün, belirli koşullar altında oluştuğunu görebiliriz. Bir davranışımızı yargılamak yerine onun hangi ihtiyacı karşıladığını anlayabiliriz.
Koçluk süreci kişinin:
- Ne istediğini daha açık ifade etmesine,
- Kararlarını etkileyen unsurları ayırt etmesine,
- Değerleriyle seçimleri arasındaki ilişkiyi görmesine,
- Tekrar eden davranış ve ilişki örüntülerini fark etmesine,
- Sınırlarını ve ihtiyaçlarını daha açık dile getirmesine,
- Seçeneklerini çoğaltmasına,
- Düşüncesini somut bir adıma dönüştürmesine,
- Attığı adımın sonuçlarından öğrenmesine
alan açabilir.
Buradaki değişim, koçun kişiye yeni bir kimlik vermesiyle gerçekleşmez.
Kişinin kendi düşüncesini, seçimlerini ve sorumluluğunu daha fazla sahiplenmesiyle oluşur.
Koçluk neyi değiştirmez?
Koçluk her sorunun çözümü değildir.
Geçmişi silmez. Zorlayıcı koşulları yok saymaz. Kişiye sınırsız bir kontrol gücü vermez. Bir başkasını değiştirmez ve bütün kararların istenen sonuçla biteceğini garanti etmez.
Koçluk, yalnızca olumlu düşünerek her şeyin mümkün olacağı fikrine de dayanmaz.
İnsanın gerçek koşulları vardır. Maddi imkânları, sorumlulukları, ilişkileri, sağlık durumu ve içinde yaşadığı sistem seçeneklerini etkileyebilir. Bütün yükü kişinin tutumuna yüklemek, bağlamı görünmez hâle getirir.
Koçluk kişiye “Yeterince istersen her şeyi yapabilirsin” demek yerine şu soruya yaklaşabilir:
Mevcut koşulların, ihtiyaçların ve kaynakların içinde senin için mümkün olan hareket alanı nerede?
Bazen bu alan büyük bir değişikliktir.
Bazen bir konuşma yapmak, bir sınırı ifade etmek, karar için gerekli bilgiyi toplamak veya henüz harekete geçmeye hazır olmadığını dürüstçe görmek kadar küçüktür.
Küçük olması değersiz olduğu anlamına gelmez.
Gerçek bir değişim, kişinin yaşamında karşılığı olan bir yerden başlar.
Koçluk terapi değildir
Koçluk ve psikoterapi insan deneyiminin bazı ortak alanlarına temas edebilir; ancak amaçları, yöntemleri ve mesleki kapsamları aynı değildir.
Koçluk, kişinin düşünme biçimini, hedeflerini, seçimlerini ve geleceğe yönelik hareket alanını araştırdığı profesyonel bir gelişim ilişkisidir. Ruhsal rahatsızlıkların tanılanması veya tedavi edilmesi koçluğun kapsamına girmez.
Bir kişinin ihtiyacı koçluğun sınırlarını aşıyorsa, uygun bir ruh sağlığı ya da sağlık uzmanından destek almasının önerilmesi gerekir. Bazı durumlarda farklı destek türleri birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan süreçler olabilir.
Bu sınırı açıkça korumak, koçluk ilişkisinin güvenliği ve mesleki etiği açısından önemlidir.
Koçluk sürecinde ne olur?
Koçluk yalnızca art arda soruların sorulduğu bir sohbet değildir.
Sürecin başında kişi ne üzerine çalışmak istediğini ve bu çalışmanın sonunda neyin farklı olmasını beklediğini belirler. Koç ve danışan çalışma biçimini, karşılıklı sorumlulukları, sınırları ve gizliliği konuşur.
Her görüşmede o gün ele alınacak konu ve görüşmeden beklenen sonuç netleştirilir.
Ardından konu farklı katmanlarıyla araştırılır:
Görünen mesele nedir?
Bu meseleyi önemli hâle getiren bağlam nedir?
Hangi ihtiyaçlar, değerler veya ilişkiler kararları etkiliyor?
Kişi kendisi ve durum hakkında hangi varsayımlarla hareket ediyor?
Bedeninde ve duygularında ne fark ediyor?
Hangi seçenekleri görüyor, hangilerini henüz düşünemiyor?
Görüşmenin sonunda her zaman büyük bir karar çıkmak zorunda değildir. Bazen yeni bir ayrım, daha açık bir soru veya küçük bir deneme bir sonraki adım olur.
Önemli olan, konuşmanın kişinin gerçek yaşamında bir karşılık üretmesidir.
Fark etmek neden tek başına yetmez?
Bir örüntüyü görmek değerlidir. Fakat farkındalık, hayatımıza taşınmadığında zamanla yalnızca bildiğimiz başka bir şeye dönüşebilir.
“Bunu neden yaptığımı biliyorum ama yine de yapıyorum” cümlesi oldukça tanıdıktır.
Bu nedenle koçluk, farkındalıkla eylem arasında bir köprü kurar.
Kişi görüşmede fark ettiği şeyi kendi hayatında nasıl deneyeceğini belirler. Bir konuşmanın hazırlığını yapabilir, küçük bir davranış değişikliği seçebilir, belirli bir durumda kendisini gözlemleyebilir veya karar vermeden önce yeni bir soruyu kullanabilir.
Sonraki görüşmede yalnızca “Yaptın mı?” diye bakılmaz.
Ne oldu?
Nerede zorlandın?
Hangi koşulda mümkün hâle geldi?
Beklemediğin ne fark ettin?
Bir sonraki denemede neyi farklı yapabilirsin?
Böylece eylem bir başarı sınavına değil, öğrenme verisine dönüşür.
Ben koçlukta neye bakıyorum?
Ben insanı tek bir davranışına, kararına veya sorununa indirgemeden çalışmayı önemsiyorum.
Görünen konunun yanında onu çevreleyen bağlantılara da bakıyorum: düşünce biçimine, ilişkilere, bedensel tepkilere, üstlenilen rollere, ihtiyaçlara, değerlere ve içinde bulunulan bağlama…
Çünkü bir davranışın anlamı, oluştuğu koşullardan bağımsız değildir.
Kararsızlık her zaman ne istediğini bilmemek değildir. Erteleme her zaman disiplinsizlik anlamına gelmez. Sınır koymakta zorlanmak yalnızca doğru cümleyi bulamamakla ilgili olmayabilir.
Koçluk alanında bu bağlantıları birlikte görünür kılmaya çalışırız.
Amacım size ne yapmanız gerektiğini söylemek değil; yaşadığınız durumu kendi bağlamı içinde görebileceğiniz, seçeneklerinizi değerlendirebileceğiniz ve size ait bir karşılık oluşturabileceğiniz düşünme alanını kurmaktır.
Koçluk kimlere eşlik edebilir?
Koçluk, yalnızca büyük bir dönüşümün eşiğinde olan kişiler için değildir.
Şu durumlarda da çalışılabilir:
Bir karar üzerinde düşünüyorsanız,
Hayatınızda veya işinizde yönünüzü yeniden belirlemek istiyorsanız,
İlişkilerinizde tekrar eden örüntüleri anlamak istiyorsanız,
İhtiyaçlarınızla başkalarının beklentileri arasında sıkıştığınızı hissediyorsanız,
Sınırlarınızı daha açık ifade etmek istiyorsanız,
Üstlendiğiniz rollerin sizi nasıl etkilediğini görmek istiyorsanız,
Bir hedefi düşünce düzeyinden eyleme taşımakta zorlanıyorsanız,
Ya da yalnızca içinde bulunduğunuz duruma başka bir yerden bakmaya ihtiyaç duyuyorsanız…
Koçluk size hazır bir yol haritası sunmaz.
Kendi yolunuzu hangi ölçütlerle kurmak istediğinizi düşünmenize eşlik eder.
Değişen nedir?
Başlangıçta bazen tek bir soru vardır:
“Ne yapmalıyım?”
Koçluk sürecinde bu soru yavaş yavaş ayrışabilir:
Benim için gerçekten önemli olan ne?
Neyi korumaya çalışıyorum?
Hangi varsayımla hareket ediyorum?
Hangi seçeneğin bedelini üstlenmeye hazırım?
İlk olarak neyi deneyebilirim?
Süreç sonunda hayatın bütün belirsizlikleri ortadan kalkmayabilir. Diğer insanlar aynı kalabilir. Koşullar hemen değişmeyebilir.
Fakat kişi artık yalnızca yaşadıklarının içinde sürüklenmiyordur. Neyi gördüğünü, neyi seçtiğini ve bir sonraki adımını hangi nedenle attığını daha açık biçimde fark edebilir.
Koçluğun değiştirdiği şey her zaman dışarıdaki durum değildir.
Bazen değişen, kişinin o durumun içinde kendisine açabildiği alandır.
Ve kimi zaman yeni bir yön, tam da bu alan görünür olduğunda kurulmaya başlar.
Yorum bırakın